Sözcüklerin kavramlarla ve anlamlarla olan ilişkisi hep ilgimi çekegelmiştir.Evet, hepimiz konuşuyoruz, ağzımızdan çıkan sesler vasıtasıyla karşımızdakine bir şeyler anlatmaya, açıklamaya çalışıyoruz.
Aslında ifade edilen şey; bizim, sarf ettiğimiz kelimeyi veya cümleyi nasıl tanımladığımız ve anlamlandırdığımız, onu hangi amaçla kullandığımız, içinde bulunulan durum, mekan ve karşı tarafın algısıyla alakalı.
Soyut kavramları ifade konusunda bu toprakların bir sorunu olduğu açık.Yurt dışında yaşamadım.Onun için oralarla ilgili net bir yorum yapmam zor.Ama Türkiye için konuşursak; evet, soyut kavramları adlandırma, anlamlandırma konusunda ciddi sıkıntılar olduğu bir gerçek.
Nedir soyut sözcükler, kavramlar ile somut olanlar arasındaki fark? Somut, basitçe, açık bir şekilde, herhangi bir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıklanabilir."Köpek", "yastık", "ağaç".Nettir bu sözcükler ve o sözcüklerin kafamızda canlandırdığı imajlar.Birisi bize "ağaç" derse, az çok hepimizin kafasında kahverengi gövdesi, yeşil ya da sarı yaprakları olan bir bitki resmi oluşur.Ama aynı kişi, her gün yüzlerce defa birilerinden duyduğumuz "demokrasi" sözcüğünü söylese, yukarıda belirttiğim algı durumlarına göre her birimizin aklına çeşit çeşit şeyler gelebilir.
Soyut kavramlarla ilgili bu karmaşık durumun iki sebebi var : 1-Teorik bilgi, felsefe, mantık eksikliği. 2- Bilerek anlamı farklılaştırma.
Ülkemizde bir teorik bilgi ve felsefe eksikliğinden rahatlıkla bahsedebiliriz.Güncel siyasetin tartışıldığı televizyon programlarını ele alırsak : çıkan tartışmaların, bitmek bilmez birbirini anlamama durumlarının sebebi genelde, katılımcıların çeşitli soyut kavramlara kendilerince farklı anlamlar yüklemesidir.Birisi bir kavrama ak derken diğeri kara diyebilmektedir.
Peki bu durumda, siyahla beyaz kadar sert bir farklılığın olması normal mi? Hayır değil.Çünkü soyut kavramların da enternasyonal ve entelektüel kabul görmüş, teorik olarak bilimsel bir gerçekliğe dayanan karşılıkları var.Bu karşılıklardan bihaber olunup, beyaza siyah deniyorsa, bu, "fikir özgürlüğü", "farklı açıdan yaklaşma" gibi cümlelerle açıklanamaz.Asgari müşterekte, en azından kavramlar nezdinde bir konsensüs olmalı ki; tartışma ya da röportaj vs. doğru bir mecrada aksın.
Bilerek anlamı farklılaştırma da ülkemizde oldukça sık rastladığımız bir durum.Bu durum kendi başına karşımıza çıkabileceği gibi, genelde ilk sebeple birlikte hareket de edebilir.Yani, insanlar (sadece siyasetçiler değil) anlamları bilerek, bir amaca yönelik olarak, bir çıkar için farklılaştırabilecekleri gibi, bu anlamları, hem teorik ve felsefi bilgiden yoksun oldukları için hem de kendi çıkarlarına uygun bir fayda sağlamak amacıyla da değiştirebilirler.
Son dönemde sıkça duyduğumuz bir kalıp : algı yönetimi.Anlamı bilerek veya istemeden rayından çıkarıp, karşındakini o anlamın doğruluğuna inandırma.Bu neden yapılır? Siyaset için söyleyecek olursak : oy için.Bu "yöntem"in eskiden beri başarıya ulaştığını söyleyebiliriz.Ama özellikle son dönemde AKP'nin bu yöntemle, kendisine oy veren kitleyi avucunun içinde tuttuğunu söyleyebiliriz.Özellikle yerine göre, din gibi, demokrasi gibi, bayrak gibi,dış mihraklar, faiz lobisi, ulusal bütünlük gibi kilit sözcüklerle kitlelerin adeta nabzına göre şerbet verilmektedir.
Bu sözcükler arasında demokrasi benim için özel bir öneme sahip.Bir gün üşenmeyip, tartışma programlarında ya da gazete yazılarında ya da herhangi bir mecrada insanların ne kadar çok "demokrasi" dediğine dikkat etmeye çalışın.O kadar farklı kişilerden o denli demokrasi vurguları duyacaksınız ki, şaşırmamak elde değil.Herkesin her şeyi demokrasi için yaptığını ama ülkenin adeta açık bir hapishane gibi olduğunu düşündüğünüzde, anlam kirliliğin boyutlarını da görmüş olacaksınız.Sonuçta birileri, baştan aşağıya çarpık olan bu seçim sistemini en büyük demokrasi olarak sunarken, başka birileri de ancak ekonomik sömürünün olmadığı bir toplumda gerçek demokrasinin olabileceğini savunacaktır.
Keşke demokrasinin de bir ağaç gibi yaprakları olsaydı, dokununca anlardık belki ne olduğunu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder